24 Mayıs 2015 Pazar

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk

                            
 
Güzel bir kitap daha okundu bitti. Hele de okunduğuna değdi mi, sormayın keyfimi :)
 
Bu kitapta aşk var, en kırmızısından, en uzunundan en imkansızından...

İnsanları anlama var; her hallerini, mahremlerini...
Bir de gerçekten bir Masumiyet Müzesi var; arka sayfalardan birinde tek kişilik giriş bileti basılı, gidip görmeli, romanı doyasıya yaşamalı...
 
Aşkın ömrü en fazla 3 yılmış ya bilimsel olarak; bu kitaptaki aşk 30 küsür yıllık... O da sadece şahit olduğumuz kısmı. Yoksa ölümden sonra da devam eder mi, orasını bilmeyiz.
 
 
Nişantaşı sokaklarının ve 70'li yılların Türkiye'sinin, varlıklı bir ailenin hassas ruhlu oğlunun gözünden doyumsuz anlatımı...
 
Zengin ama içi boş özenti yaşamların yanı başında  içi tıka basa aşk, anı ve eşya doldurulmuş bambaşka bir yaşamı ilgiyle okuyorsunuz. Mutluluğun küçücük anlardaki gizli hallerini keşfedip, aslında ona ulaşmanın ne kadar kolay, onu fark etmenin ne kadar zor olduğunu anlıyorsunuz.
 Aşktan ziyade fedakarlık ve sabır dolu bir bağlılık macerası diyebiliriz. Ama bunun genel görünüşüne aşk diyebilir miyiz? Evet, toplamdaki adı aşk...
 
Galatasaray Lisesi'nin arka mahallelerinden birinde gerçekten bir aşkın tüm izlerini sergileyen bu Masumiyet Müzesi'nin varlığını bilmek beni yavaş yavaş İstanbul'a çağırıyor yine. Nişantaşı'nın her bir sokağını, binalarını bir de bu aşkın gözünden gezmek için can atıyorum. Füsun ve Kemal'in gözünden...
 
Aslında aşkları o kadar imkansız görünmüyordu. Ulaşamama halini uzattıkça uzattılar. Kavuşmadan sevmeyi tercih edenlerdendi demek ki...
 
 
Ve kitaptan cümleler... Aslında paylaşılmaya değer çok fazla Orhan Pamuk cümlesi vardı. Normalde Pamuk'un edebi dilini, kurduğu cümleleri pek sevmem. Bu kitapta aksine, çok sevdiğim bir sürü cümle vardı. İşte 586 sayfalık kitabın sonlarından birkaç cümle:
 
''Çetin Efendi isteğimin içtenliğini anladı, başkaları gibi ''Aman Kemal Bey, ölenle ölünmez'' demedi. Deseydi, ona Masumiyet Müzesi'nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim.''
 
''Gerçek müzeler, zamanın mekana dönüştüğü yerlerdir''
 
İyi okumalar...
 

36 yorum:

  1. Bu kitabı okumayı ben de düşünüyorum.
    Fotoğraflar çok güzel ayrıca :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım... :)

      Sil
  2. Orhan Pamuk'tan hoşlanmıyorum. Sınavlarda çokça sorulduğu için kitap özetlerini yazım tarzını vs takip edip ders verdiğim öğrencilere anlatıyorum. Ama, kitaplarını da okumam gerekli işin doğrusu. Bu konuda beni teşvik edecek sözlerin olabilir mi acaba? Hoşlanmama sebebimi de yazayım, vakti ile sözde Ermeni soykırımı ile ilgili söylediği sözler.

    YanıtlaSil
  3. Valla Masumiyet Müzesi hakkında yaptığım bu yayın, Orhan Pamuk kitapları okumaya azıcık dahi teşvik etmediyse ekleyebileceğim bir teşvik cümlem yok :)
    Ermenilerle ilgili ne söylediğini gerçekten hatırlamıyorum. Bu topraklarda yetişen ve Nobel ödüllü tek yazarımız olduğunu biliyorum ve bununla gurur duyuyorum. Bir de yazı sanatı, kurgusu konusunda Dünyaca ünlü bir yazar olduğunu... Düşünsene eserleri 58 farklı dile çevrilen başka bir Türk yazar var mı? Ben bilmiyorum. Öldükten ve aradan yüzyıl geçtikten sonra onun da kıymetini anlarız, bu konuda şüphem yok... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hah ben de tam onu diyorum:) Başta rahmetli sevgili Yaşar Kemal olmak üzere Nobel'i alması gereken sayısız değerli büyük yazarımız yetişti. Ama, sadece bu konuda dünyanın istediği sözleri söyleyen biri aldı ödülü. Okumadım dedim; ama okumaya çalıştım elbette. Sıkıldım. Okuyamadım yani. Nobel'i hak etmediğine kendim kanaat getirdim bu şekilde. Yani kitapları şu kadar dile çevrilmiş bu kadar okunmuş bu bir ölçü değil zaten bende. Bir de kör ölür badem gözlü olur insanı değilim neyse ki:))) Anlaşıldı. Zevkler ve renkler yine tartışılmıyor.

      Sanırım bu fikrim hiç değişmeyecek. Söylediği yakışıksız sözler nedeni ile dünya onu bağrına bastı. Ne yazık ki...

      Sil
    2. Kitaplarını sıkıldım okuyamadım ve bu yüzden nobeli hak etmediğine kendim karar verdim demişsin ya canım, bu sözün çok hoşuma gitti :) Çünkü ben Orhan Pamuk'un 6 kitabını falan okumuşum yanılmıyorsam. Ama hala okumadığım birkaç tane kitabı var ve bu yüzden şöyle bir sanatçı, böyle bir sanatçı derim de yorumum eksik kalır diye ödüm kopuyor. Neyseki Nobel jürisi ben değilim :)
      Tartışılmaması gereken zevkler ve renkler değil burada aslında. Bir sanatçının siyasi görüşü veya duruşunun sanatından ayırt edilememesi meselesi. Ben sanatı üzerinden bir yayın yaptığım için kafam rahat canım, sen de öyle olabilirsin... Tekrar sevgiler...

      Sil
    3. Tam olarak öyle demedim. Hem kitaplarını başka bir sürü değerli yazardan daha iyi görmedim dedim hem de sözde Ermeni soykırımı açıklaması üzerine aniden popüler olması pek bir manidar dedim.

      Benim dediğimle senin anladığın uyuşmuyor bak.

      Sil
    4. Evet canım... Bak şimdi tekrar tekrar okudum dediğini, nedense içimi bir sıcaklık, bir sevgi kaplıyor ve kendimi senin yerine koyup, aynı senin düşündüğün gibi de düşünmeye çalışıyorum ve başarıyorum. Tam bir empati şah eseriyim, bu konuda alçakgönüllülük yapamayacağım, bu da benim meziyetim :) Haklısın canım, sen de haklısın, onlar da... Bu söylediğimde bir uyuşmazlık da yok üstelik değil mi? Bu defa anlaşıcaz seninle... Sevgiler... :)

      Sil
  4. Hep aklımda olan ama bir türlü fırsat bulamadım okumaya. En kısa zamanda inşallah. Bu arada kahvede gözüm de kalmadı değil hani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buyur afiyet olsun, istediğin kahve olsun :) Sahici sahici de pişiririm inşallah :))

      Sil
  5. "Kavuşmadan sevmeyi tercih edenlerdendi demek "yine ne güzel anlatmışsınız. Okumadan okumuş gibi oldum ama okumak benim için hipnoz olmak, rahatlamak, başka bir boyuta geçmek gibi bir şey. O yüzden biten kitabımdan sonra mutlaka okuyacağım :) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ya, senin yorumların beni mest ediyor. Çok hassas bir ruhun var görebiliyorum taa buralardan :) Umarım beğenirsin :) Sevgiler...

      Sil
  6. Çok güzel anlatmışsın.Ben Orhan Pamuku anlayan ve yazı tarzını seven biriyim Bu konuda kendime şaşırıyorum *-*
    Bu kitabını çok merak ediyorum yakın zamanda kitap alacağım önceliki blog arkadaşların kitapları sonra da birkaçtane böyle yorumlardan hoşuma giden kitaplara yer vereceğim.

    O kahve ve çikolatalar ne öyle hanfendiiii :)) Fotolar yakıyor kitaptan çok kahve ve çiklotalara takıldım ki been :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen boşver Orhan Pamuk'u, o kitap satışlarından köşeyi döndü zaten, sen blog arkadaşlarının kitaplarından başla :))) Ayyyy ne pisim, ne kötüyüm ayol sinir oldum yaptığım şu yoruma :)))
      Şaka şaka...Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Önceliği Orhan abime versen de hak veririm ki ben sana :)
      Kahve ve çikolatalar seni bekliyor Kreatifiiiim! Gel ben sana daha güzellerini hazırlayayım :)
      Hani senin kalpler? <3 <3 <3 :)

      Sil
  7. Kitaba büyük bir umutla başlamıştım ama devamını getiremedim. Birisiyle nişanlıyken başkasıyla yaptıklarını ne romantik ne de güzel buldum, sinirlenirim öyle şeylere :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay başlarda ben de çok kızdım. Pis adam bir de nişanlı dedim :))) Ama işler sonradan çok değişiyor oku sen :D

      Sil
  8. Orhan PAMUK'tan hiç hoşlanmadığım (Üzülerek yazıyorum bir yazar için ayıp olduğunu biliyorum ama.:( ) için kitaplarını okumamayı tercih ediyorum. Yazınızda ki bahsettiklerinizden sonra merak etmedim dersem yalan olur. Kim bilir sevgiye sevdalı biri olarak okurum belki de.Paylaşım için teşekkürler.
    Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki sevebilirsiniz nefret de edebilirsiniz. bu tamamen sizin kendi özgür seçiminiz, buna saygı duyarım. Orhan Pamuk'un avukatı veya teyze kızı da olmadığım için savunma gereği bile duymam :) Zaten paylaşımımda Orhan Pamuk'u değil, ortaya koyduğu sanat eserini konu aldım. Bir eser olarak beğendiğimi, hoşlandığımı dile getirdim. Bu kadarıyla bile sanat severlerle bir kritik ortamı yakalayabileceksem ne mutlu bana. Umarım bir sanat eseri olarak beğenirsiniz :) Ben teşekkür ederim size...

      Sil
  9. Yapacak ne çok iş var, ne çok yazacak aforizma, ne çok kitap, ne çok hevesve ne çok kursak. Ne az zamannnnnn....
    N leri çok koyunca zaman bollaşır.
    Kızılderili inancı değil ben uydurdum. 250 yıl sonra türklerin batıl inançları diye kitap yazıp bunu da araklayacaklar.
    Kaldı ki benim batıl inançlarım olmamasına rağmen, az bir zaman evvelli...
    konu neydi ya ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. N' leri çok koyunca 5N 1K olur :)))
      Bu arada sahi mevzu neydi Syrakusa, ben de kaçırdım o kısmını :)
      Zamanı bollaştırmanın new age versiyonu, AN'da kalmak. Böyle formülleştirmişler. Ama doğru valla...
      Zamanımızı ne kadar bollaştırırsak bollaştıralım, şu naçizane insan ömrü ne aforizmalara, ne yazılacak çizileceklere, ne de yazılmışları okumaya yetmeyecek kadar kısa. Çok takmayacaksın, akışına bırakacaksın... Öyle ama :)

      Sil
  10. Kitap okumayalı epey zaman oldu, ne olur kınamayın gerçekten hayatı koşturarak yaşıyorum:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok niye kınayayım Nilgün Hanım... Siz hayatı dolu dolu ve hakkını vererek yaşıyorsunuz zaten. Bütün çalışmalarınızı çok takdir ediyorum. Bence insanlar sizi okusun :) Sevgiler...

      Sil
  11. Orhan Pamuk'u sevmememe rağmen kitabı o kadar güzel lanse etmişsin ki mutlaka okumaya çalışacağım.

    YanıtlaSil
  12. yaklaşık 6-7 sene önce okumuştum masumiyet müzesini)) bazen çok uzun gelse de, yine de merak ve ilgiyle okumuştum. özellikle eşyaları bir bir toplama olayı çok etkilemişti. Nazan Öncel de kitaptan etkilenerek canım benim nasılsın diye bir şarkı yapmıştı.. kitabı da şarkıyı da çok severim))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitaba bir şarkı yazıldığından haberim yoktu, çok güzel bir bilgi oldu, teşekkürler :)
      Kitabı ben de sevdim gerçekten. Duygu yoğunluğu yaşatan ender kitaplardan.

      Sil
  13. sahip olduğum ilk kitabım yazarın İstanbul kitabıydı, şimdi yalan olmasın ama sanırım orta 2 deydim , hala kitaplığımın baş köşesinde durmasından aldığım keyif ayrıdır. Masumiyet müzesi iyiydi fakat benim kanaatim PAmuk'un ilk kitapları daha iyiydi...İstanbul için demiyorum çünkü o kitaba tarafsız bakabilmemin imkanı yok her seferinde mi ayrı keyif alır insan bir kitaptan , fakat işte kar da daha bir başka ya da popüler olduğu için mi temkinliyim , fakat tabii imkansızı başarmış bir yazar ve benim ülkemin insanı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul bir başka güzeldi gerçekten de...
      Ben de İstanbul'da üniversitede okurken ders aralarında amfide okuyup bitirdim İstanbul'u.
      İstanbul'u İstanbul'da okumak değil de, şimdi uzaktan özlem içinde okumak daha farklı bir tat verecek sanırım.
      Orhan Pamuk İstanbul aşığı olduğu için en güzel onu anlatmış. Kar ve Beyaz Kale'yi de çok beğenmiştim. Yeni Hayat ve Benim Adım Kırmızı biraz daha sonlarda yer alır benim sıralamamda. Sırada Kara Kitap var, okuyacağım... Bakalım... :)
      Yorumun için çok teşekkür ederim. Kesinlikle, ülkemin insanı ve başarılı...

      Sil
  14. Okumayı çok isteyipte kısmet olmayan bir yazar daha.Hemen okumam gerekiyor.Tanıtım çok güzel,sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitabı seversin Kitap Cumhuriyeti :) Teşekkür ederim... Sevgiler :)

      Sil
  15. Perfect things for Sunday afternoon!
    Have a beautiful day,
    Kiss
    http://bambolai.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thank you so much Ivana,
      Same wishes to you... :)

      Sil
  16. Merhaba, severek okuduğum tek Orhan Pamuk kitabı. Çok beğenmiştim ve geçen yıl müzesine gittim! Olağanüstüydü arkadaşlar, mutlaka gitmelisiniz. Uzun olmasa da anlatmıştım:

    http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2014/07/masumiyet-muzesi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dimi dimi... :)
      Çok merak ediyorum ben de...
      Senin bunla ilgili bir yayının varsa koşar gelirim şimdi :)

      Sil
  17. Okuyup müzesine bir türlü gidemediğim.Bir itirafım var :''Benim adım Kırmızı'' kesinlikle Orhan Pamuğun okuduğum en iyi kitabı. Olaylar çok sahici olduğu için; yazar kurguyla oynamadığından, biraz temposu yavaş kalmış.Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzeye gitmeyi çok istiyorum ya... Kurgu zannetmiştim ben olaylar gerçek çıkınca çok şaşırdım :)

      Sil